Canouan Günleri – HIGH

Türkiye’ye tahliye uçağı ile dönüş hedefimiz 13 Mayıs. Organizasyon üzerinde çalışıldığı için beklemedeyiz. Yine de her an her şey değişebilir…Her şeye OK ‘iz.

Dönüş bir yana, hayatımın hiç bir evresinde bu kadar sakin kalmaya mecbur edilmemiştim. Evet doğru duydunuz, mecbur edilmek. Sakin kalma eğilimi güzel olsa da, bile bile mağdur bırakılma karşısında sakin kalmaya mecbur edilmek insanın sinir sistemi üzerinde yeni bir psikolojik baskı oluşturuyor. Bu baskıyla herhalde hiç karşılaşmadım, çünkü senelerdir yolum diğer yöne doğru. Öğrencilerime bile kendi kendilerine yapabilecekleri baskıdan özgürleşmeleri için alan açıyorum. Derslerde ağlamak, gülmek, bağırmak, ses çıkartmak vb ne hissediyorlarsa onu yaşamaları için alan tutuyorum her yoga eğitmeni gibi. İnsani her hissimize, her tepkimize, o tepkilerin nereden geldiğine farkındalıkla baktığımız zaman onlardan özgürleşiyoruz. O alan içinde de değişiyor zihinsel tepkilerimiz zamanla. Henüz değişmeyenlerin derin kabulü içinde de zaten rahatlama başlıyor. Bir şeyleri bastırarak, yok sayarak, “mükemmel insan” olmak adına, o an için iç dünyamızda olandan uzaklaşarak değil. “Aman sakin kalalım, pozitif olalım” gibi baskı ve empozelerden uzak kalan, aydınlık kadar karanlığı da kapsayan bir hoca olmaya devam etmek için de elimden geleni yapıyorum. Kendimiz olma özgürlüğü içinde rahatlama ile geliyor içsel sakinlik ve dinginlik. Ya tüm psikolojik baskı altında da rahat olmayı öğreneceksin ya da HİGH olacaksın. ( Kafası iyi )

Özetle; 15 senedir yoga ve meditasyonun içindeyim, kendi sinir sistemim ve tepkilerim ile hala yüzleşiyorum, hayat boyu da inşallah devam edecek farkındalık temelli içsel araştırmam. Henüz ermedim. Fakat bu beş aylık deneyim beni hala delirtmediyse, ya sonunda erdirecek ya da ermek için son şansım, belki de erdim henüz haberim yok:))

Şaka bi yana, evet yine bu hafta bize buradakiler tarafından söylenenlere inandık ( tekrar tekrar inanmış gibi yaptık ) ve sonuç: yine hepimiz mağduruz. 2 aydır çözmedikleri konuların son bulmasını sakince beklemeye hala mecbur ediliyoruz fakat artık çok sakinim. Başka çarem de yok, yol da yok, yapacak bir şey de.. Baskıya rağmen ilk zamanlar gibi değil tepkilerim. Hatta tepkisizim. Çok çaresiz ve zor durumda bırakıldığımız günler oldu. Günlerce insanlara laf anlatmaya çalışmaktan yoruldum, bazen evde kendi kendime bağırıp çağırarak, bazen ağlayarak, attım içimden enerjimi. Fakat artık onlar da son buldu. Çünkü çoktan bıktım.
Dönüşümüze az kalsa da, bir yanım bu kadar kısa sürede konuların çözüleceğine inanmasa da, sakince beklemedeyim.
Derin bir nefes alıp, mümkün olan en yavaş adımlarla eve yürüdüm ve günüme kaldığı yerden devam ediyorum. Hiç bir şey olmamış gibi. Tek bir şey biliyorum bugün için; o da, eğer 13 Mayıs’a kadar konularımız çözülmezse, tekrar uçmak için bu sefer yola çıkmayacağım. O kadar beklemişiz, gerekirse normal uçuşların açılmasını biraz daha beklerim. ( Ki bu fikrim bile yarın değişebilir )

Burada yerliler çok sakin. Bütün gün sigara içer gibi ot içmekten olsa gerek. İçmeseler bile normalleri “High” olmuş. Ancak sen de “High” gezersen, onlar gibi burada yaşananlara tepkisiz kalıp, insanı delirtecek saçmalıklara gülümsemeye devam edebilirsin. ( Yogacı olsan bile ) Gel gör ki, bu yazıyı yazarken kendi kendime mağduriyetime gülüyorum. Bugünkü Ozge’ye baktığımda “High” olup olmadığıma inanın ben bile şüphe ediyorum.

İşin komik tarafı, ermedim ama ada şartlarında “High” kafanın yeni normalimiz olduğu kesin.

Dün marketten süt aldım. 3 dolar bozuk para yerine ot veriyor bana, güzellik olsun diye. Çocukken bakkal amca bozuk para yerine sakız verirdi, o hesap. Zaten artık Natural High geziyorum, bir de o otu içersem vay halime..

Bugün sizinle paylaşacağım video tam da bunu anlatıyor. Gözlemimde karşındakini gerçekten “Dinleme” boyutu ve kişiye alan açma durumu da var tabi. O başka bir konu, belki daha sonra onun üzerine de bir şeyler yazarım. Tartışma konuları bara alınan hoparlörleri ne yapacakları üzerine.. Bütün gün devam eden bir tartışmadan örnek. O gün için bir karar çıkmadı, fakat kimse kimseye sinirli ya da kırgın, kızgın değil. Sonuç; videoda sinirli görünen kişi dahil herkes dans etmeye başladı. Güzel kafalar:)) Öğrendik biz de:)) Ben de şimdi bugünkü şok mağduriyetimiz üzerine evde dans edeceğim. Haydi Hopppaaaa….Gelsin Soca Müzik. Gözümün önüne Türkiye’de bir apartman yönetim toplantısı geliyor. Herkes hararetli bir şeyler konuşuyor. Arkada türküler çalıyor. Konular karara bağlanamıyor çünkü herkes ” High” ve bir anda insanlar kendi kendine dans etmeye başlıyor:)) Çözülmeyenler Out, kafası iyi gibi takılmak IN.

Diyeceğim şu; biz Türkler de böyle hararetliydik bir zamanlar:))) Mağduriyetlere karşı artık yer değiştirdik, videodaki dinleyen adam gibi “High”ız hepimiz. Adapte olmak lazım. Olmazsan oldurturlar.. Komşum ekip arkadaşlarım. Bugün onlardan da ara ara sakince “OFFFFFF OFFFFF” diye iç çekme sesleri yükseliyor. Birazdan müzikler başlar. Hepimiz çok sakiniz. Eskiden olsa bir araya gelir, düşünüp taşınır, ertesi gün için alacağımız aksiyonlar hakkında kararlar verirdik. Şimdi sakince evlerimizdeyiz. Çünkü hepimiz sonunda “High” olduk, “High” gidiyoruz. 5 aylık ada şartlarında kafaları kırdık. Hepimiz High ! Natural High…

2 thoughts on “Canouan Günleri – HIGH

  1. Meryem Emmy

    Adam deli gibi birşeyler anlatıyor cırpınıyor bağırıyor.oturan beyaz t-shirtli adam mal gibi bakıyor.sakin..sinirleri çekilmiş gibi…..gerçekten hayret……..

  2. Gonca

    Kısa bir paylaşımınız oldu seninle keyifli, Lifeco da Yoga yaptık beraber, müteşekkirim güzel dersler için. Eşsiz maceranı takip ediyorum. Muhakkak yaşaması çok zor bir durum. Ada kafası farklı birşey ve bizim kültürümüzde yok ama kendi yaşamları için sonuna kadar haklılar hepimiz gibi seçimler ve alışkanlıklar söz konusu, herkesin gerçeği kendine münhasır… yazılarının hepsi sitem yüklü belki yanlızlıktan kaynaklı bilemiyorum. Oysaki burada işsizlikten açlıktan intihar edenler var artık, çamaşırhaneye yaplan 3 dört seferden şikayet etme lüksleri yok çünkü aileleri aç ve borç içindeler sadece ölmek istediler veya seslerini duymadık ölüyorlar Ölüm orucunda, herkesin gerçeği kendine seninki gibi…

Comments are closed.